Ölümden sonra yaşam var mı? İnsanlık tarihinin en eski ve en merak edilen sorularından biri bu.
Yüzyıllardır filozoflar, din adamları ve bilim insanları farklı cevaplar arasa da kesin bir yanıt
bulunabilmiş değil. Ancak klinik ölüm yaşayıp tekrar hayata dönen insanların anlattıkları, bu
tartışmayı her geçen gün yeniden gündeme taşıyor.


Tünelin sonunda görülen ışık, bedenden ayrılma hissi, sevdikleriyle karşılaşma veya tarifsiz bir huzur…
Ölümden dönen pek çok kişi benzer deneyimler aktarıyor. Peki bu anlatılanlar gerçekten “öteki
yaşam”ın bir işareti mi, yoksa beynin son çırpınışları mı?


Bu yazımızda, ölümden dönen insanların deneyimlerini, bilimsel açıklamaları ve konuyla ilgili farklı
bakış açılarını inceleyeceğiz. Öyleyse hadi başlayalım!

Annabel Beam

Eğer “Cennetten Mucizeler” filmini izlediysen, Annabel’in hikayesine hakimsindir. Annabel’e henüz 4
yaşındayken, yaşamını tehdit eden kronik bir sindirim bozukluğu teşhisi kondu. Uzun yıllar süren zorlu
mücadelesinin ardından ise 8 yaşındayken beklenmedik bir olay yaşandı.
Bir gün 9 metre yükseklikteki bir ağacın dalına çıktığında dal kırıldı ve Annabel ağacın dibindeki çukura
düşerek yaklaşık 6 saat boyunca mahsur kaldı. İşte asıl hikaye tam da burada başladı. Kurtarıldıktan
sonra bilinci yerine gelen Annabel, bu süreçte cennete gittiğini söyledi.
Şimdi gel, o anı kendi ağzından dinleyelim:
“Gerçekten aydınlıktı, İsa’nın kucağına oturdum ve bana, ‘İtfaiyeciler seni çıkardığında, sana hiçbir şey
olmayacak’ dedi. Ona kalıp kalamayacağımı sordum ve bana ‘Hayır, cennette gerçekleştiremeyeceğin,
Dünya’da gerçekleştirmen gereken planlarım var’ dedi.”
İşin ilginç noktası ise Annabel uyandığında, hastalığı mucizevi şekilde iyileşmişti.

Ernest Hemingway

1.Dünya Savaşı sırasında İtalya’da Amerikan Kızılhaçı’nda görev yapan Ernest Hemingway, cephede
bir havan topu saldırısında ağır şekilde yaralandı. O an kısa süreliğine yaşamını yitiren Hemingway,
bilinci yerine geldiğinde yaşadığı deneyimi şu sözlerle aktardı:
“Ruhumun veya bir şeyin, sanki cebimden bir köşesinden ipek bir mendil çekiyormuşsunuz gibi,
bedenimden çıktığını hissettim. Etrafta uçuştu, sonra geri geldi ve tekrar içeri girdi ve artık ölü
değildim.”

Zack Clements

Tarihler 2015 yılını gösteriyordu. O zamanlar henüz 17 yaşında olan Zack Clements, lisede beden
eğitimi dersi görürken aniden fenalaştı ve kalbi durdu. Doktorlar tam tamına 20 dakika sonra
Clements’in kalbini yeniden çalıştırmayı başardı. Clements, bilincini kaybettiği sırada cenneti
gördüğünü aşağıdaki sözlerle ifade etti.
“Beyaz meleklerden oluşan bir sıra gördüm. Ortada en güzeli vardı ve bana yaklaşana kadar kim
olduğunu anlayamadım. Sonra fark ettim ki: Bu İsa. Elini omzuma koydu ve iyi olacağımı söyledi.”
Pek çok insan bu hikayenin bir uydurmacadan ibaret olduğunu düşünce de, 20 dakika kalbi duran
birinin kalıcı bir beyin hasarı olmaması, tıbbi bir mucize olarak değerlendirilebilir.

Ashton 

2011 yılında 57 yaşındaki Ashton, bayılmasının ardından hastaneye kaldırıldı. Sağlık görevlileri
tarafında tedavi uygulanırken ise kalbi durdu ve beyne giden oksijeni kesildi. Doktorlar kalbi
çalıştırmak için şok uyguladılar. Kendine geldiğinde ise her şeyi hatırladığını ifade ediyor. Ashton, şok
uygulaması sırasında konuşulanları duyduğunu, tavanda tuhaf bir kadın gördüğünü, bedeninden
ayrılıp onun yanına çıktığını söylüyor:

“Sanki beni tanıyordu, sanki ona güvenebilirmişim gibi geldi. Yukarıdan bedenime baktım, hemşire ve
kel kafalı bir doktor uğraşıyordu benimle.” 

Hastane kayıtlarına bakıldığında Ashton’nın bilincini yitirmişken gördüğü insanların gerçekten de
anlattığı gibi orada olduklarını ve aynı işlemleri yaptıklarını doğruluyor. 
Konu hakkında senin düşüncelerin neler? Cevaplarını merakla bekliyorum!


Daha fazla bu tarz öneri için Suç ve Gizem kategorimize göz atabilirsin. Ayrıca aramıza katılmak
istersen Listeliyoruz Instagram adresinden bize mesaj atabilirsin! ♥

Loading

Yazan:

Alev Ateş

Sadece 28.