Daha önce hazırlamış olduğumuz “Gerçek Hayat Hikayelerini Anlatan Kitaplar” serimizin devamını paylaşıyoruz!
İçerikleriyle kimi zaman umut aşılayan, kimi zaman üzen, kimi zamansa sevinçten havalara uçuran bu kitaplara, hadi gel birlikte göz atalım.


Sylvia Nasar – Akıl Oyunları

Bu kitap Nobel Ödüllü Matematik dâhisi John F. Nash’in dramatik yaşam öyküsüdür. Meslek hayatı çok kısa süren Nash, otuz yıl şizofreninin pençesinde kıvrandıktan sonra mucizevi şekilde iyileşir ve Nobel Ödülü’yle onurlandırılır.

Akıl Oyunları, otuz yaşında bir efsaneye dönüşen bir dahi John Forbes Nash’in göz kamaştırıcı yükselişini, dünyadaki diğer matematikçilerin “olanaksız” diye niteledikleri bir dizi bugüne dek çözülmemiş problemleri çözerek matematik dünyasını büyülemesini sergiliyor. Duygusal bir öykü olan Akıl Oyunları, matematik ilminin gizemli dünyası ile deliliğin trajedisini gözler önüne seriyor.  Akıl oyunları bir Rembrandt tablosunda olduğu gibi parlak ışık efektleriyle bezenmiş, çok iyi yazılmış, büyüleyici harika bir kitap…

-Tanıtım Bülteninden

Mine Urgan – Bir Dinozorun Anıları

İngiliz edebiyatı duayenimiz Mina Urgan, bu kez anılarıyla, bir yaşama ustası olarak karşımızda. Mina Urgan, Bir Dinozorun Anılarında açık yürekli, yalın ve naif bir dille anlatıyor; kendini, çevresindekileri ve bir coğrafyada olan biteni… Halide Edip, Necip Fazıl, Abidin Dino, Neyzen Tevfik, Sait Faik, Yahya Kemal, Ahmet Haşim, Atatürk ve başka pek çok isimle zenginleşmiş bir ömrü… “Oğuz Atay’ı ayaküstü ve o kadar az gördüm ki, onunla ilgili ancak bir tek izlenim edindim: koskocaman bir kediye benziyordu tıpkı. Çok kocaman ve çok güzel bir kediye öyle benziyordu ki, ona elimi uzatınca ‘miyaaav’ diyeceğini sandım. Miyavlayacağı yerde tanıştığımıza memnunum deyince şaşırıp kaldım.” Mina Urgan’ın anılarını bazen coşkuyla bazen buruklukla ama hep gülümseyerek okuyacaksınız.

-Tanıtım Bülteninden

Sinan Akyüz – Sevmek Zorunda Değilsin Beni

“İnsan karşılıksız sevebilir mi?” diye sordu. O anda ona gülümsedim. “Sen beni seviyorsun ya,” dedim. “Sevdiği kadına kötülük yapmış biri nasıl olur da onun kendisini karşılıksız sevmesini bekler?”
Aşk sınır tanır mı? Peki ya acı? Acıya nereye kadar dayanılabilir? Karşılıksız sevgi var mıdır? İnsan bir başkasını koşulsuz sevebilir mi? Seven adam kıskanır mı gerçekten? Kıskançlık etrafındakilere zarar verme hakkını verir mi? Namus iki bacak arasında mı, yoksa kafanın içinde midir? Belki imkânsız aşk, belki de gerçek… Her ne olursa olsun aşk için her şeyle, herkesle savaşmaya değmez mi?

Başak sarısı saçlı, zümrüt yeşili gözlü, güzeller güzeli Yeşim ve ona sırılsıklam âşık olan Cemil’in hikâyesi var bu kitapta. Bir hayat kadınının hayat hikâyesi… Tüm çıplaklığıyla… Hayatın acıtan gerçekliği sizin de canınızı yakacak.

-Tanıtım Bülteninden

Helga Weiss – Helga’nın Günlüğü

Helga, Prag’da yaşayan Yahudi bir kız çocuğuydu. 1938 yılında Naziler ülkesini işgal etti, onun ve orada yaşayan 45 bin Yahudinin hayatı sonsuza dek değişti. Onunla birlikte 15 bin çocuk Terezín’deki toplama kampına, oradan da Auschwitz’e gönderildi ve içlerinden yalnızca 100 tanesi sağ çıkabildi. Helga, başlarından geçen her şeyi bir bir günlüğüne kaydetti. Her şey bittikten sonra da amcası tarafından Terezín duvarlarına gizlenen günlüğü yeniden eline geçti. Tüm bunlar başladığında Helga sekiz yaşındaydı, bittiğindeyse artık genç bir kız olmuştu. Bu zamana kadar Yahudi Soykırımı’yla ilgili çıkmış kitapların belki de en dürüstü; okurken bir çocuğun gözündeki saflığa ve yaşadıklarıyla nasıl da olgunlaştığına şahit oluyorsunuz. Helga’nın kendi kara kalem çizimleri, fotoğraflar ve sonunda verdiği röportajla birlikte o günleri siz de yaşamış kadar olacaksınız.

-Tanıtım Bülteninden

Jean Dominique Bauby – Kelebek ve Dalgıç

Kelebek ve Dalgıç, yaşanmış bir hikâyenin anlatısıdır. Jean-Dominique Bauby, bir beyin kanaması geçirir; yolunda giden hayatı artık bir çıkmaza girmiştir. Onun için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Artık vücuduyla tek yapabildiği şey, gözkapaklarından birini oynatabilmektir. İnsanlarla iletişim kurmak için kullanabileceği tek yol budur. Yine de, umut… Hep vardır umut. İnanmaktan vazgeçmeyen insan birçok şeyi başarabilir. Jean-Dominique Bauby de bu kitabı, sadece göz kapağını oynatarak, alfabedeki yerlerini işaret ettiği harfler sayesinde yazdırmayı başarmıştır. O nedenle bu kitap kısadır ama açacağı kapının önünüze sereceği yol çok uzundur.

-Tanıtım Bülteninden

Zana Muhsen – Annemi Bir Kez Daha Görebilsem

Bir anne ve iki kızının öyküsünü okurken, ‘Bu kadar da olmaz!’ diyeceksiniz. Belki o sırada gözlerinizin dolduğunu fark edeceksiniz. Ağlayarak kenara bıraktığınız kitaba her fırsatta geri döneceksiniz. İki Birminghamlı kız, Nadia ile Zana, Yemen’e babaları tarafından tatile gönderildiklerinde, onlara bir serüven yaşayacakları anlatılmıştı. Harika sahilleri görmeyi, eyersiz ata binmeyi ve deve yarışlarını izlemeyi umut etmişlerdi. Ama kendilerini on dört ve on beş yaşlarında, Mokbana bölgesindeki kabile köylerinden birinden iki delikanlıyla evlendirilmiş buldular. Bu Orta Çağ kurallarının hüküm sürdüğü dünyada, kadınların neredeyse hiç hakları yoktur; kesinlikle kendi yaşamları üzerinde kontrolleri bulunmamaktadır. Aileleri içinde, tümüyle erkeklerin baskısı altında yaşarlar. Erkekler, onların üzerinde yasadır.

-Tanıtım Bülteninden

Burcu Ertürk – Yade

Çocuk gelinlerin acılarına “Yade” ışık tutacak. İstanbul’dan Mardin’e uzanan gerçek bir yaşam hikayesi. Yazar Burcu Ertürk’ün kaleminden hayat bulan gerçek hayat hikayeleri serisinin ilki olan roman, İstanbul’dan Mardin’e çocuk gelin olarak giden Yade’nin acı dolu yaşamını konu alıyor. Türkiye’deki binlerce çocuk gelinden sadece biri olan Yade, tüm yaşadıklarını ölümünden sonra kendisini tanımadan nefretle büyüyen kızına bıraktığı bir defterle anlatıyor.

-Tanıtım Bülteninden

Daniel James Brown – Kürek Çocukları

Tarihi sporların en eskisi sayılan kürek, insan dayanıklılığının sınırlarını zorlamasıyla belki de sporların en zorlarından biridir. Çünkü bu dayanıklılık zihin, kalp ve bedenden gelir ve istenilen hızı sağlamak hiç kolay değildir. Dostluk, tevazu, güven, ekip olma ve birbirini kollama… Bunlar gelmiş geçmiş en iyi kürek takımını oluşturan özelliklerdir. Hiçbir özel imkâna, imtiyaza sahip olmayan, yoksulluk ve yokluktan gelen dokuz sıra dışı Amerikalı çocuk ve onların hikâyesi… Kürek Çocukları, bir kürek takımının ülke kürek şampiyonluğundan 1936 Berlin Olimpiyatları’na uzanan mücadelesi…

-Tanıtım Bülteninden

Sen bunlardan kaçını okudun ya da kaçını okumak istersin? Hadi yorumlarda buluşalım!

Daha fazla bu tarz içerik için Edebiyat kategorimize göz atabilirsin. Ayrıca aramıza katılmak istersen Listeliyoruz Instagram adresinden bize mesaj atabilirsin❤

Loading

Yazan:

Alev Ateş

Sadece 28.