
Ramazan ayı sadece oruç tutulan bir zaman değil; paylaşmanın, dayanışmanın ve birlikte yaşamanın en yoğun hissedildiği özel bir dönemdir. Eskiden, Ramazan Ayı çok daha başka kutlanırdı. Özellikle teknolojinin olmadığı yıllarda Ramazan, sokaklarda, evlerde ve kalplerde yaşanırdı. İşte bugün büyük ölçüde unutulmuş eski Ramazan gelenekleri:
1. Davulcu ve Manilerle Sahura Kalkmak
Ramazan davulcuları sahur vaktinde sokak sokak dolaşarak insanları uyandırırdı. Sadece davul çalmakla kalmaz, mahalleliye özel maniler söylerlerdi. Bu maniler bazen esprili, bazen öğüt verici olurdu. Davulcular Ramazan boyunca bahşiş toplamaz, genellikle bayrama yakın ev ev dolaşarak emeklerinin karşılığını alırlardı. Mahalle kültürünün önemli bir parçasıydı. Günümüzde bu gelenek sürdürülmeye devam etse de, aynı tadı vermediğini büyüklerimizden mutlaka duymuşuzdur.
2. İftar Topu ile Oruç Açmak
Saatin herkesin evinde bulunmadığı dönemlerde iftar vakti, top atışı ile ilan edilirdi. Farklı noktalardan atılan top sesiyle herkes aynı anda orucunu açardı. Bu gelenek Osmanlı döneminde yaygınlaşmış, özellikle İstanbul’da büyük bir heyecanla beklenmiştir. Küçüklüğümüzde belki çoğumuz duymuşuzdur bu sesi fakat günümüzde duyan ya da bilen var mı?
3. Mahya Geleneği

Camilerin minareleri arasına kandillerle yazılan mahyalar, Ramazan ayına özel hazırlanır. Mesajlar her gece değişebilir, dini öğütler veya toplumsal mesajlar verilirdi. Mahyacılık, ustalık isteyen ve nesilden nesle aktarılan bir sanattı. Elektrik öncesi dönemde tamamen el emeğiyle yapılırdı. Günümüzde hala devam eden nadir geleneklerimizden biri.
4. Diş Kirası Geleneği
Osmanlı’dan günümüze ulaşan en zarif Ramazan geleneklerinden biridir. İftara davet edilen misafirlere, yemek sonrası küçük hediyeler veya para verilirdi. Amaç, misafirin ev sahibine yük olduğu düşüncesini ortadan kaldırmaktı. Bu gelenek, misafire verilen değerin simgesiydi. Sözlükte ise; eskiden varsıl kimselerin, iftara çağırdıkları yoksullara yemekten sonra verdikleri harçlık olarak geçmekte.
5. İftar Öncesi Sessizlik ve Hazırlık
İftar saatine kısa süre kala evlerde bir sükûnet hâkim olurdu. Sofralar erkenden hazırlanır, herkes ezan vaktini beklerdi. Televizyon, telefon gibi dikkat dağıtıcı unsurlar olmadığı için bu bekleyiş manevi bir ritüele dönüşürdü.
6. Komşular Arası Yemek Paylaşımı
Ramazan’da pişen yemekler komşularla paylaşılırdı. Bir evden çıkan tabak boş gönderilmez, içine mutlaka başka bir yemek konurdu. Bu alışveriş, özellikle maddi durumu zayıf ailelerin sofralarının bereketlenmesini sağlardı.
7. Karagöz, Orta Oyunu ve Ramazan Eğlenceleri

Ramazan geceleri, özellikle iftardan sonra meydanlarda Karagöz-Hacivat gösterileri, meddah hikayeleri ve orta oyunu sahnelenirdi. Bu gösteriler hem eğlendirici hem de öğretici nitelik taşır, toplumsal eleştiriler mizah yoluyla aktarılırdı.
Daha fazla bu tarz öneri için Ev&Yaşam kategorimize göz atabilirsin. Ayrıca aramıza katılmak istersen Listeliyoruz Instagram adresinden bize mesaj atabilirsin.
![]()

Sadece 29.
