Bugün masmavi bir yolculuğa birlikte çıkıyoruz. Uzayın bilinmezliği mi daha korkunçtur, yoksa okyanusun bilinmezliği mi? Çok küçük bir kısmını bildiğimiz okyanusların bir günü olduğunu biliyor muydun? Dışarıdan bakıldığında mavi küçük bir bilye gibi gözüken Dünya’nın su rezervinin %95/98’ini okyanuslar oluşturur. Gelin, Dünya Okyanus Günü’ne ve önemine birlikte göz atalım! 🌊

Dünya Okyanus Günü Nasıl Ortaya Çıkmıştır?

Hepimiz biliyoruz ki, hayat suda başlamıştır. Peki, “hayatımızın en değerli kaynağına” ne kadar değer veriyoruz? Koruyabiliyor muyuz? İşte “Dünya Okyanuslar Günü” bu konuda farkındalık yaratmak amacıyla ortaya çıkmıştır.

İlk olarak fikir 1992 yılında Rio de Janerio’da ortaya atılsa da, 2008’de Birleşmiş Milletler Konseyi’nde resmileşmiştir.

Okyanus Nedir?

Dünya yüzeyinin 4/3’ünü kaplayan karanlık sırlarla dolu bu su kütleleri, maviş gezegenimizin yüzölçümü olarak yaklaşık %70’ini kaplıyor.

Toplam kaç adet okyanusumuz vardır?

Belki de büyük çoğunluğumuz 3 adet sayacak olsa da, bilimsel olarak kabul edilmiş “5 Adet” okyanusumuz vardır.

Büyük Okyanus

Adı üstünde gezegenin en büyük okyanusudur ve bilinen diğer adı da “Pasifik” tir. (Pasifik Savaşı serisini izlemeyi unutma) Kâşifler, keşif yolculuğu sırasında, sakinliğini görerek “Pacifico”, yani “Sakin” anlamına gelen kelimeyi vermişlerdir. Ya siz şimdi yine de o sakinliğe aldanmayın da… Uyaralım!

Atlas Okyanusu

“Atlantik” adıyla bilinen bu okyanus, Avrupa ve Amerika’yı ayıran okyanus olarak bilinmektedir. Bilinen en derin noktası Porto Riko Çukuru‘dur.

Hint Okyanusu

Asya ve Afrika arasında bir geçiş noktası olması sebebiyle özel bir yere sahiptir. En derin noktası ise; Java Çukuru‘dur.

Arktik Okyanusu

Kuzey Buz Denizi olarakta bilinen buzlarla kaplı bir okyanustur. “Uluslararası Hidrografi Örgütü” tarafından “okyanus” kabul edilmektedir.

Güney Okyanusu

Antartika Kıtası’nı çevreleyen bu okyanus “iklim değişikliği için farkındalık” etkisi yaratabileceği etkisiyle, okyanus olarak kabul edilmiştir.

Okyanusun Tehlikeli Canlıları

Son olarak okyanusların en tehlikeli canlılarından bahsedip, en sona bir müzik önerisi bırakıp yeni yazılarda buluşmak üzere veda edeceğim.

  1. Chironex (Kutu Deniz Anası): Diğer denizanalarının aksine “görme yetisi” vardır ve bu onu diğerlerinden ayıran en büyük özelliktir. Menüleri “insanlar” değil. 🙂
  2. Tuzlu Su Timsahı: Avustralya’nın en tehlikeli hayvanı olarak bilinmektedir. Gerçi aklı olan Avustralya’da yaşamak istemez, sanmıyorum. Eğer tuvalette bir örümcek, bir mutant böcekle karşılaşmak sizi korkutmayacaksa…
  3. Mavi Halkalı Ahtapot: Bir iyi, bir kötü haberim var. Kötü haber şu ki; zehrinin panzehiri yok. İyi haber ise; insanlardan kaçınmaları… Ama yine de, peşinde dolaşıp şansınızı zorlamayın.
  4. Çiçek Kestanesi: Şahsımca, sualtı dünyasının en karaktersiz, en şerefsiz, en haysiyetsiz canlılarıdır. Kimden bahsettiğimi biliyorsunuz: “Deniz Kestaneleri” … Diğerleri bunun yanında melek kalıyor. Kendisi, felç edip ölüme sürükleyebilir.

Bonus olarak; “Büyük Beyaz Köpekbalığı” diyelim mi? Örümcekler kadar, ilgi duyduğum canlı türü olabilir köpekbalıkları. Ülkemizde acaba yaşamış tehlikleli türler olsaydı, ne tür absürtlükler meydana gelebilirdi? Hayır, o malum filmdeki gibi yumrukla öldüremezsiniz!

Bir diğer bonus ise; çok değerli bir parça önerisi olacak; Güneş’in Atlantis’i… Bazı yazılarımda ve bazı “Editörler Öneriyor” yazılarında söz etmiştim, ısrarla da söz etmeye devam edeceğim; Güneş’in Kayıp Atlantisi’nde o yolculuğa bir kez çıktığınız anda, geri dönüşünüz olmayacak.